KAPAT

Ülseratif kolit konusunda bilgilenin.

ÜLSERATİF KOLİT

Ülseratif kolit kalın bağırsağın iç yüzeyi olan mukoza tabakasının ülserli ve iltihaplı bir hastalığıdır. Hastalık genelde sessiz ve aktif dönemler gösterir. Ülseratif kolit hastalığı Crohn hastalığından farklı olarak bir kalın bağırsak hastalığıdır. Kalın bağırsağın sadece son kısmını (rektum), sadece sol kısmını veya tüm kalın bağırsağı etkileyebilir. Ayrıca, hastalık rektumdan başlayıp zamanla kalın bağırsağın başlangıcına doğru yayılım gösterebilir.  

Ülseratif kolitin nedeni hala bilinmemektedir. Genetik yatkınlık, savunma sistemindeki bozukluk ve çevresel faktörlerin (enfeksiyona maruz kalma, hijyenik faktörler, diyet) gibi unsurların hastalığa neden olduğu düşünülmektedir. 

Ülseratif kolit her yaştan insanı etkileyebilir ancak çoğunlukla 15-25 yaş arasında tanı konulur. 

Ülseratif kolit hastalığının belirtileri nelerdir?

Belirtiler iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik, ateş ve istemsiz kilo kaybı şeklinde olabilir. Hastalığın diğer belirtileri arasında kramp şeklinde karın ağrıları, ishal veya ishalle birlikte kanama, dışkıyla birlikte sümüksü akıntı, sık dışkılama ihtiyacı ve kansızlık (anemi) vardır. Ayrıca gözde kızarıklık ve yanma, eklemlerde ağrı, ciltte döküntüler ve karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluklar gibi sindirim sistemi dışı belirtilere de neden olabilir.

Ülseratif kolit hastalığı nelere yol açar?

Bu hastalığın seyri sırasında makattan kanama, bağırsakta ileri derecede genişleme, bağırsakta darlıklar ve bağırsak duvarının iltihabi tahriş ve zayıflamasına bağlı olarak delinme gelişebilir. 

Ülseratif kolit hastalığı kansere çevirir mi?

Ülseratif kolit hastalığı kanser değildir, iltihabi bir bağırsak hastalığıdır. Ancak tedavi yapılmaz ve takip edilmezse ülseratif koliti olan hastaların bir kısmında hastalığın süresi ve yaygınlığına göre ileriki yıllarda bu hastalığı olmayan insanlara göre artmış kanser riski vardır.

Ülseratif kolit hastalığının tanısı nasıl konur?

Uzun süren ishal, karın ağrısı ve kalın bağırsaktan kanama gibi belirtilerin olması ülseratif kolit olabileceğini düşündürür. Tanıyı kesinleştirmek için kolonoskopi yapılması ve bu sırada bağırsağın iç yüzeyinden küçük bir parça (biyopsi) alınması gereklidir. Bu parçaların patolojide değerlendirilmesi ile tanı konulmaktadır.

Ülseratif kolit hastalığının tedavisi var mıdır?

Evet, ülseratif kolit hastalığı günümüzde başarı ile tedavi edilebilmektedir. 

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Ülseratif kolit hastalığında iki tür ana tedavi seçeneği vardır; ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi. 

İlaç tedavisinin amacı hastanın hayat kalitesini artırmaktır. Bu tedavi başlangıç tedavisi, idame tedavisi ve nüksün önlenmesi olarak 3 aşamadan oluşur. İlaç tedavisi kapsamında iltihap oluşumunu önleyici anti-inflamatuar ilaçlar, antibiyotikler, kortikosteroidler, bağışıklık sistemini etkileyen immünosupresif ilaçlar ve beslenme desteği amaçlı ilaçlar bulunur. Hastalığın şiddetine ve etkilediği bağırsak alanına göre bu konuda uzman bir gastroenterolog tarafından ilaç tedavisi planlanmalı ve takip edilmelidir. 

İlaç tedavisinin etkin olmadığı durumlarda, ilaç tedavisine yan etkileri nedeni ile devam edilemediğinde ve kolonoskopi sırasında kanser ya da kanser öncüsü durum saptandığında cerrahi tedavi gereklidir. Cerrahi tedavinin gerekli olup olmadığı ve ne zaman yapılması gerektiği kararı bu konuda uzmanlaşmış gastroenterolog ve cerrah tarafından birlikte verilir. Ülseratif kolit hastalığında cerrahi ile tam tedavi elde etmek mümkün olabilmektedir. 

Ülseratif kolit hastalığının cerrahi tedavisinde ne tür ameliyatlar yapılır?

Ülseratif kolit, kalın bağırsağı ve kalın bağırsağın son kısmı olan rektumu etkileyen bir hastalık olduğu için tüm kalın bağırsağın ve rektumun çıkarılması günümüzde en sık yapılan ameliyat şeklidir. Bu ameliyat ile hastalık ortadan kaldırılır. Ameliyat iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada tüm kalın bağırsak ve rektum çıkarıldıktan sonra rektumun görevini yerine getirmek için ince bağırsaktan bir rezervuar poş, yani yeni bir rektum oluşturulur. Poş anüse bağlanır ve bağırsağı dinlendirmek için poşun yaklaşık 20 cm yukarısındaki ince bağırsak geçici olarak karına bağlanır, yani stoma yapılır. Stoma dışkının cilde yapıştırılan bir torbaya boşalmasını sağlar. İkinci aşama ise ilk ameliyattan yaklaşık iki ay sonra yapılır ve ince bağırsak karın içine alınıp bağırsaktaki bağlantı sağlanarak hasta tekrar normal yolla dışkılayabilir.

Acil ameliyata gerek duyulabilir mi? Acil durumda hangi ameliyat yapılır?

Hastalığın seyri sırasında ciddi enfeksiyon (toksik kolit), bağırsak delinmesi ve ciddi kanama gibi alevlenmeler gelişebilir ve bu tür durumlar acil ameliyat gerektirir.

Ameliyatın acil yapılması gerektiği durumlarda üç aşamalı ameliyat tercih edilmektedir. İlk aşamada kalın bağırsağın büyük bir bölümü çıkarılır, rektum korunur ve ince bağırsağın son kısmı karına bağlanır, yani stoma yapılır. İyileşme sonrasında ikinci aşamada hastalıklı rektum da çıkarılır, ince bağırsak kullanılarak rezervuar poş (yeni rektum) oluşturulur ve burası iyileşene kadar bölgeyi korumak için stoma yapılır. İyileşme tamamlandığında stomayı kapatmak için üçüncü bir işlem yapılır. 

Cerrahi tedavide kapalı yöntem  uygun mu?

Hangi cerrahi yöntemin daha uygun olduğu konusunda hastalık ve hastaya ait faktörler göz önünde bulundurularak hastanın kendisi ve cerrahı ile birlikte en güvenli ve etkin yöntem bireysel olarak belirlenir. 

Kamera eşliğinde küçük kesilerden yapılan kapalı ameliyatlar (laparoskopik veya robotik) açık ameliyatlara göre hastaya sunduğu faydalar açısından giderek sık tercih edilmektedir. Tecrübeli merkezlerde acil ameliyatlar dahi kapalı yöntem ile güvenle yapılabilmektedir.

Ameliyat sonrası hastalık tekrarlar mı?

Tüm kalın bağırsağın ve rektumun çıkarıldığı ameliyatlarda ameliyat sonrası hastalık tekrarlamamaktadır. 

Ancak, rektumun görevini yerine getirmek için rezervuar poş yapılan hastaların bir kısmında (%10-50) ‘’poşit’’ denen bir durum gelişebilir. Bu durum kendini dışkılama sayısında artış, karın ağrısı, büyük abdest kaçırma ve ateş gibi bulgular ile belli eder.  Poşitin tedavisinde antibiyotikler ve iltihap önleyici ilaçlarlar kullanılmaktadır.  

Ameliyat sonrası sık dışkılama olur mu?

Ameliyat sonrası erken dönemde günde ortalama 4-6 defa dışkılama olması normal bir durumdur. Bu sıklık zamanla azalır. 

Ameliyat sonrası makattan kanama olur mu?

Ameliyat sonrası makattan kanama beklenen bir durum değildir.

Ülseratif kolit hastalığı gebeliği engeller mi ?

Ülseratif kolit hastalığı olan kadınlarda gebe kalma olasılığı bu hastalığı olmayan bireylere göre az da olsa düşüktür. 

İlaç tedavisi altında dahi gebe kalınabilir ve gebelik normal süreç ile tamamlanabilir. Önemli olan bir nokta, hamileliği hastalığın aktif olmadığı dönemde planlamaya özen göstermektir. 

Ameliyatın gerekli olduğu durumlarda hasta gebelik de planlıyorsa ameliyat öncesi dönemde hastanın bir jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve gerektiğinde yumurta saklama gibi yardımcı üreme yöntemlerinin kullanılması gerekebilir. Ayrıca ameliyatın kapalı yöntem ile yapılması doğurganlığı daha az etkilediğini göstermiştir.

Taburcu olduktan sonrası takip amacıyla ne yapmalıyım?

Taburcu olduktan sonra ishal şeklinde sık ve sulu dışkılama gibi değişiklikler olabilir. Poş ameliyatı yapılan hastalarda poşit gelişmesi açısından kontrol muayeneler sırasında doktorunuz poşun fonksiyon ve sağlığını değerlendirecektir. Bu nedenle düzenli takip muayenelerine uymanız çok önemlidir.